Anlatmak size, gerisi bize kalsın.
Uygulama indirmek, kurulum yapmak ya da yazıyla boğuşmak yok. Sevdiğiniz kişi sadece konuşsun — biz onu özenle bir kitaba dönüştürelim. İşte baştan sona, adım adım süreç.
Kitabı Hediye EtBir sesli mesajdan, elinizdeki kitaba
Aceleye gerek yok; her hafta küçük bir adım, zamanla koca bir hayat.
Kitabı başlatın ya da hediye edin
Kimin için olduğunu ve hangi konulara ağırlık vereceğinizi birlikte belirleriz. İsterseniz soruları siz seçin, isterseniz biz önerelim — tamamen size kalmış.
İlk soru yola çıkar
Her hafta tek bir hatıra sorusu gönderiyoruz — WhatsApp’tan ya da e-posta ile. Örnek sorulara göz atın →
Sevdiğiniz kişi anlatır
Yazmak yok. Bir tuşa basıp, konuşur gibi iki üç dakika anlatmaları yeterli. Canları istediği zaman, istedikleri kadar.
Biz yazıya döker ve düzenleriz
Anlatılanları dinler, akıcı ve doğal bir metne dönüştürürüz — kendi üsluplarını, kendi sıcaklıklarını koruyarak. Tek kelime yazmanıza gerek kalmaz.
Fotoğraflar eklenir ve onarılır
Gönderdiğiniz fotoğrafları kitaba yerleştiririz. Eski, soluk ya da kötü çekilmiş kareleri de sizin için restore ederiz.
Kitap elinize gelir
Bölüm bölüm biriken hikâye, şık ve ciltli, basılı bir kitaba dönüşür. Nesillere kalacak gerçek bir hatıra olur.
Sizin işiniz kolay, zor kısmı bize bırakın
Sadece 3 şey
- Haftada bir soruyu sesli yanıtlamak
- Varsa fotoğrafları göndermek
- Dilerseniz metni okuyup “şurası şöyle olsun” demek
Geri kalan her şey
- Soruları hazırlamak ve göndermek
- Sesli anlatımı yazıya dökmek
- Dağınık anıları akıcı bölümlere dönüştürmek
- Eski fotoğrafları restore etmek
- Kitabı tasarlamak, basmak ve teslim etmek
Yani siz yalnızca hatırlayın — gerisini dert etmeyin.
Bir sesli mesaj, bir kitap sayfasına dönüşüyor
Konuşma diliyle anlatılanları, onların üslubunu bozmadan kâğıda döküyoruz.
“Bizim evin arkasında koca bir kayısı ağacı vardı ya… her yaz dalları yere değerdi. Annem sabahtan reçel kaynatırdı, koku bütün mahalleye yayılırdı. Biz çocuklar duvardan atlar, en olgununu kapardık…”
Kayısı Ağacının Gölgesi
Evimizin arkasında koca bir kayısı ağacı vardı. Her yaz, dalları meyvenin ağırlığıyla yere değer; annem sabahın erkeninde reçel kaynatmaya başlar, o tatlı koku bütün mahalleye yayılırdı. Biz çocuklar duvarın üstünden atlar, en olgun kayısıları kimin kapacağına yarışırdık…
